Uygar Özesmi ile Yaşama Dair: Kuş Gözlemciliğine Başlangıç

Söyleşi: Gamze Nokay Almanya’da doğanın içerisinde mutlu ve güzel bir çocukluk geçirdikten sonra 8 yaşında Kayseri günleriniz başladı. Nasıl geldiniz Kayseri’ye?  Evet, Almanya’da doğa ile iç içe, mutlu bir 3 seneden sonra özellikle ben ve kız kardeşimin eğitimi için; aynı zamanda ailemin yaşam ve kariyer amaçları için Türkiye’ye döndük. Annem ve babam o dönemin Hacettepe […]

Devamını oku

Uygar Özesmi ile Yaşama dair: Doğa ile Tanışma

Söyleşi: Gamze Nokay Başlarken sizin gibi doğa aşığı birinin nasıl bir çocukluk geçirdiğini merak ediyorum. Diğer canlılarla ve doğayla kurduğunuz ilk ilişki nasıldı? Gözünüzü doğanın içinde mi açtınız? Sanılanın aksine gözümü doğanın içinde açmadım. Ben Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde doğdum; önce Sıhhiye sonra Çankaya’da yaşadık. Tam bir apartman çocuğu olarak Ankara’da ilk yıllarımı geçirdim. Hatta hafızamdaki […]

Devamını oku

Metro Sıçanı – New York mektupları

Rayların arasında aranıp duruyor. Hayatında güneş ışığı hiç olmadı fakat yaşadığı yer hep aydınlık. Zaman kavramını yaratan güneşin hareketleri değil, trenlerin ritmik geliş gidişleri ve raylardaki titreşimler. Burada zamanı yitirmek ölümcül olabilir, tren tekeri altında can vermek işten bile değil. Yaşam duvardaki kovuk ile rayların arasında gidip gelen yiyecek arayışı içinde sürüp, sonlanıyor. Yaşamın kaynağı […]

Devamını oku

Kendi Bahçene Bak – New York Mektupları

Manhattan’ın göbeğinde bir meydan var, adı “Columbus”. Taksilerin fır döndüğü göbeğin ortasında uzun bir sütün, tepesinde heybetli ve gururlu bir adam, ismi Cristopher Columbus. İsmi çok önemli değil, sonu pek de hayırlı olmayan bir adam. Ancak neyi simgelediği çok daha önemli. 1492’de beyaz adamın Amerika’ya ayak basmasını ve sonrasında kıtayı silip süpürmesini simgeliyor. Beyaz adam […]

Devamını oku

Sınırı aşmak

Sesi kısık yaşlı baba anlatıyor: “İki oğlum beni ziyaret ettikten sonra kente dönmek üzere otobüse bindiler uğurladım, sonra bir daha görmedim onları, ateşlenmişler, ilerdeki kasabada indirmişler, hastaneye yatırmışlar, ertesi gün kireçli bir mezara yan yana gömmüşler”. Oğullarını ebola virüsü yüzünden kaybeden baba, doktorların ölüm nedenini iki gencin pazardan alıp yedikleri avlanmış maymun etine bağladıklarını söylüyor […]

Devamını oku

Annemin Kemikleri…

Doğu Karadeniz sahil şeridinde duble yolda ilerlerken acıyla kara sulara karışamayan dik yamaçlara bakakalıyorum. Kıyı kalmamış, kıyıyı yol almış. Bir vadiden içeri giriyorum. Sol yamaçta dev bir çukur. Kayalar patlamış, saçılmış. Alınan kayalarla kıyı doldurulmuş. Yeşil örtünün ortasındaki bu çirkin yaranın içinde, kurumuş kökler,  koparılmış sinirler ve damarlar gibi uzanıp kalmış. Wanapum Yerlilerinin ruhani lideri […]

Devamını oku

Sultan Cesedi

Kısacık hayatımda pek çok ölüm gördüm, ama böylesiyle hiç karşılaşmadım. Onu ben çocukken tanıdığımda hayat doluydu. Her tarafından canlılık fışkırırdı. Kışın buz tutmuş yüzeyinde kayarak kanallardan içerilere kadar giderdik. Her dönemeçte bir sakarmeke sürüsü kalkardı. Baharla sazlar yeşerir, boyları iki metreyi aşardı, sazların arasına büyük bir kuş kolonisi kurulur binlercesi burada dostluk içinde yuvalarına yumurtlarlar […]

Devamını oku

Yasak Meyve: Kovuluşun Döngüleri

Tanrı önce ışık olsun dedi ve ışığı karanlıktan ayırdı. Işığa gündüz, karanlığa gece dedi. Sonra havayı sudan ayırdı ve adını gök koydu. Sular bir araya geldi ve ortasında yer ve etrafında denizler oluştu. Yerde tohumlar saçan yeşil bitkiler olsun ve meyve ağacı kendi türünün meyvelerini versin, içinde tohumları olsun dedi. Yer yeşil bitkilerle bezendi, kendi […]

Devamını oku

Niye Yaptık?

Çocukluk yıllarına dönüyor, ormanın oyun alanı ve keşiflere rehber olduğu günlere… Ormanın içindeki patikalarda gezinirken, yıkılmış dev bir göknarın kökünden fırlayan iki sincap gördü. Nereden çıktıklarını anlamak için ilerledi. Ne görsün? Kökün içi tamamen oyuk, aynen bir fıçı gibi. İçi mis gibi çürümüş odun kokuyordu. Yosunlar kaplamış iç duvarlarını, yumuşacık dibi.  İçine atladı, saklandı, burası […]

Devamını oku

Çağın Farkında Olmak!

Öyle zamanlar vardır ki büyük değişikliklere gebedir. Sanki zamanın döngüsü kendi yükü altında ezilir. O gerginliği hissedenler önümüzde açılmaya başlayan geleceğin nereye gideceğinden endişelidir. Çünkü o gelecek olumlu bir dünya yaratabilecekken bir hızlı çöküşe doğru da gidebilir. İkinci Dünya Savaşı öncesinde dünya kaynaklarının paylaşımı üzerine gelişen hızlı değişim sırasında biliyoruz ki, Alman halkının büyük çoğunluğu […]

Devamını oku